AREFE GÜNÜNDE YAPILAN İBADETLER ORUÇ TUTMANIN SEVABLARI

YARIN AREFE GÜNÜ SABAH NAMAZINDAN SONRA TEŞRİK TEKBİRLERİ BAŞLIYOR KURBAN BAYRAMI 4 .GÜN İKİNDİ VAKTİNE KADAR OKUNUR.

AREFE GÜNÜ YARIN ORUÇ TUTANA ÇOK BÜYÜK SEVAB VARDIR. EN AZ 1000 ADED İHLASI ŞERİF AKŞAM VAKTİNE KADAR OKUNMASI HOŞ OLUR.

ELLAH CC KABUL ETSİN İNŞELLAH.

Kurban Bayramının arefe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar, 23 farz namazının arkasından birer defa “Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi’l-hamd” diye tekbir getirilir. Bu tekbire “teşrik tekbiri” denir

Arefe Günü
Arefe, Kurban Bayramindan bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayinin 9. günüdür. Baska güne arefe denmez. Ülkemizde Ramazan Bayraminin bir önceki gününe de arefe denmistir. Resulullahin (sav) bildirdigine göre:
“Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü disinda yapilan yetmis hacdan faziletlidir. Dualarin en faziletlisi de arefe günü yapilan duadir. Benim ve benden önceki peygamberlerin söyledigi en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la serike lehu. (Allah birdir, ondan baska ilah yoktur, O’nun ortagi da yoktur) sözüdür.” (Muvatta, Hacc 246)
Hazreti Aise (ra) anlatiyor:
“Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu atesten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklasir ve onlarla meleklere karsi iftihar eder ve:
“Bunlar ne istiyorlar?” der.” (Müslim, Hacc 436)
Resulullah(sav):
“Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’in kiymet verdigi bir gündür.” diyerek Allahu Teâlâ’nm kiymet verdigi günü hürmet ederek bilinçli bir sekilde yasamaya gayret etmemizi istemistir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle baslar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istigfarla geçirmek kullarini arefe gününde bagislayacagini müjdeleyen Allahu Teâlâ’ya hürmetin ve sükrün bir ifadesidir. (Deylemi)
Hazreti Ömer (r. a) ile Yahudi arasinda geçen konusmada arefe gününün önemini göstermektedir:
Hazreti Ömer’in halifeligi zamaninda Yahudilerden birisi: “Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardik.” dedi.
O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-i Hak söyle buyurmustu:
“Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladim.”
Bu âyet, hicri onuncu yilda, Veda Hacci’nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat’ta “Adba” adindaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmustu. Deve vahyin agirligina dayanamayarak yere çökmüstü.
Hz. Ömer’e Yahudiden hangi âyet oldugunu ögrenince söyle dedi:
“Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail oldugu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu.” demis ve o günün bayramimiz olduguna isaret ederek arefe gününün önemini belirtmistir.
Arefe günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havva’nin Arafat’ta bulustuklari gündür.
Tevriye, arefe gününden bir önceki güne denir. Peygamber Efendimiz (sav) söyle, buyurmustur:
“Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer.”
Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Aynca geçmis ve gelecek yilda yapilan tövbelerin kabul olmasina da sebep olur. Arefe günü oruç tutmak da çok sevaptir. Resulullah (sav) söyle buyurmustur:
“Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yasamis bütün insanlarin sayisinin iki kati kadar sevap yazilir.”
“Arefe günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir.”
“Asure günü orucu bir yillik, arefe günü orucu da, iki yillik nafile oruca bedeldir.”
Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir.”
“Arefe günü tutulan oruç, biri geçmis, biri de gelecek yilin günahlarina kefaret olur.”
Arefe günü özellikle bin adet Ihlas okumak büyük zatlar tarafindan tavsiye edilmistir. Hadis-i seriflerde Ihlas sûresini okumanin kul borcu hariç diger günahlarin affedilmesine vesile olacagi söylenmistir.
“Arefe günü Besmele ile bin Ihlas okuyanin günahlari affedilir ve duasi kabul olur.”
“Peygamber (sav) arefe aksami ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasina, ‘Muhakkak ki ben zalimden baskasini magfiret ettim.’ diye cevap verildi. ‘Zalimden ise mazlumun hakkini alirim.’ buyruldu. Resul-i Ekrem:
‘Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatini verir zalime de magfiret edersin.’ diye dua etti ise de Arafat’ta bu duasina Allahu Teâlâ’dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife’de ayni duayi tekrarladi. Bu defa duasi kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (ra):
‘Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?’ diye sordu. Resulullah(sav):
‘Allah’in düsmani Iblîs, Allahu Teâlâ’nin duami kabul ederek ümmetimi affettigini anlayinca topragi alip basina çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada basladi. Iste Seytan’in görmüs oldugum bu feryadi beni güldürdü, buyurdu.”
Arefe gününe saygili olmali, o gün hacilar Arafat’ta vakfe yapip dua ederken manen onlarin yaninda oldugumuzu hissederek dualarina istirak edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her seyden uzak kalmak gerekmektedir. “Günümüzde arefe, bayramin bir önceki günü oldugu için dünyalik telaslarin en yogun oldugu bir gün olarak yasanmaktadir. Oysa ki arefe insana verilen en kiymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacilarin Arafat’ta “Lebbeyk (Buyur Rabbim)” diyerek dil, irk, ten ayirimi yapilmaksizin bir araya geldigi mahser gününü hatirlatan, kullugun Allahu Teâlâ’ya dualarla, telbiyelerle arz edildigi en kiymetli zaman dilimidir. Resulullah (sav) söyle buyurmustur:
“Duanin faziletlisi, arefe günü yapilanidir.” (Beyheki) “Allahu Teâlâ, arefe günü kullarina nazar eder. Zerre kadar imani olani affeder.”
Allahu Teâlâ bazi geceler dualarin reddedilmeyecegini Peygamber Efendimize (sav) bildirmistir. Rahmet kapilarinin açildigi dört mübarek gece sunlardir:
1- Fitr (Ramazan) Bayrami gecesi,
2- Kurban Bayrami gecesi,
3- Terviye gecesi (Zilhicce ayinin 8. gecesi),
4- Arefe gecesi, (Isfehani)
Arefe gününü ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Saadet-i Ebediyye’de arefe gecesini ibadetle geçirenin cehennemden azat olacagi söylenmistir.
Arefe günü günahlardan uzak kalanin da bagislanacagi Resulullah (sav) tarafindan müjdelenmistir.
“Arefe günü Resulullahin (sav) yaninda bulunan bir genç, kadinlari düsünüyor ve onlara bakiyordu. Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadinlardan çevirdi. Genç yine onlari düsünmeye basladi. Resulullah (sav):
– Kardesimin oglu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulagina, gözüne ve diline sahip olursa günahlari bagislanir, buyurdu.” (Müsned)
Arefe Günü Yapilmasi Tavsiye Edilenler:
1- Arefe gününün sabah namazinin farzindan sonra tesrik tekbirleri getirilmeye baslanmalidir.
2- Arefe günü oruç tutulmalidir.
3- Arefe gününe hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.
4- Arefe günü çok dua ve istigfar edilmelidir.
5- Arefe günü 1000 âdet Ihlas-i serif okunmalidir.
Baska Bir Sey Bilmiyorum
Mevlânâ’nin talebelerinden biri, hac vazifesini yapmak üzere Hicaz’a gitti. O Hicaz’da iken, evinde hanimi, arefe gecesi bir tepsi helva yapip, Mevlânâ’nin talebelerine gönderdi. Mevlânâ, helvayi kabul edip, orada bulunan bütün talebelerine bizzat kendi eliyle taksîm etti. Herkes hissesine düseni aldigi halde, tepsiden hiçbir sey eksilmedi. Alanlar tekrar aldilar, doyuncaya kadar yediler, yine eksilmedi. Bunun üzerine helva dolu tepsiyi Mevlânâ mübarek eline alip; “Bu tepsiyi sahibine göndereyim.” diyerek disari çikti. Içeri girdiginde, elinde tepsi yoktu. Ertesi gün helvayi getiren hanim, tepsisini medresenin mutfaginda aratti, ancak bulamadi. Mevlânâ’yi da bunun için rahatsiz etmedi.
Aradan günler geçti, hacca gidenler dönmeye basladilar. Bu hanimin da beyi Kabe’den dönüp Konya’ya geldiginde, o tepsi esyalarinin arasindan çikti. Kadin tepsiyi görür görmez taniyip, hayretinden dona kaldi. Beyine; “Ben arefe gecesi bu tepsi ile helva yapip Mevlânâ’nin talebelerinin yemesi için göndermistim. Tepsiyi ertesi günü arattigim halde bulamadim. Nasil oldu da bu tepsi senin eline geçti?” deyince, sasirma sirasi haciya geldi. O da; “Arefe gecesi haci arkadaslarimla oturup sohbet ediyorduk. Bir ara çadirin kapisindan bir el bu tepsiyi uzatti. Biz de tepsiyi aldik, elin sahibini arastirmak da aklimiza gelmedi. Helvayi yedikten sonra tepsiyi tanidim. Kimseye vermeyip esyalarin arasina koydum. Baska bir sey bilmiyorum.” dedi. Bunun Mevlânâ’nin bir kerameti oldugunu anlayinca, ona olan bagliliklari daha da artti.
Kurban
“Rabbin için namaz kil ve kurban kes.” (Kevser Sûresi: 2)
“Biz her ümmet için bir kurban kesme ibadeti koyduk ki, kendilerine Allah’in rizik verdigi hayvanlari kurban ederek üzerlerine O’nun adini ansinlar. Rabbiniz tek bir ilahtir. Yalniz O’na teslim Olun.” (Hacc Sûresi: 34)
“Biz kurbanlik develeri de size Allah’in (dininin) isaretlerinden yaptik. Onlarda sizin için hayir vardir. Onlar ön ayaklarini sira halinde yere basmis durumda iken üzerlerine Allah’in ismini anin (da kesin). Yanlari yere düsüp canlari çikinca da onlardan yeyin, kanaat eden (fakir)e de, isteyen (fakir)e de yedirin. Allah onlari size boyun egdirdi ki, sükredesiniz.” (Hacc:36)
“Onlarin ne etleri, ne de kanlari Allah’a ulasir, fakat O’na sadece sizin takvaniz ulasir. Sizi hidâyete erdirdiginden dolayi Allah’i büyük taniyasaniz diye o, bu hayvanlari böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananlari müjdele!” (Hacc: 37)
Kurban, kelime olarak kurb kökünden mastardir, yaklasmak mânâsina gelir. Dini istilah olarak; Allahu Teâlâ’nin rizasini ümit edip yakinligini kazanmak için kesilen hayvana kurban denir.
Peygamber Efendimiz hicretin ikinci senesinde, Sevik Gazvesi’nden dönerek Medine’ye geldiginin ertesi günü, (Zilhicce’nin onuncu günü) Müslümanlarla birlikte namazgaha çikti. Ezansiz ve kametsiz iki rekât namaz kildirdiktan sonra hutbe okudu. Bu hutbelerinde kurban kesmelerini Müslümanlara emretti. Kendileri de iki kurban kesti.
Cabir (ra) diyor ki: “Peygamber Efendimiz (sav) kurban kesme gününde boynuzlu, semiz ve burulmus iki koç kesti. Onlari kesmek için yöneldigi zaman “Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana dogru çevirdim, Ben Allah’a sirk kosanlardan degilim; namazim, öteki hak ibadetlerim, sagligim ve ölümüm bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’indir. O’nun ortagi yoktur. Ve ben Müslümanlardanim. Ya Rabbi bu kurban sendendir, senin içindir, Muhammed’in ve ümmetinin adina “Bismillahi Allahu Ekber” dedi ve kurbani kesti.” (et-Tac. m, 207)
Hz. Aise (r.a) rivayet ediyor ki: “Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu: Âdemoglu, Kurban Bayrami gününde kan akitmaktan (kurban kesmekten) daha sevimli bir is ile yüce Allah’a yaklasmis degildir. Kanini akittigi hayvan kiyamet günü, boynuzlari, ayaklari ve killariyla gelecektir. Akan kan, yere düsmeden önce Allah katinda yüksek bir makama erisir. Onun için gönül hoslugu ile kurbaninizi kesiniz.”
Kurban, kendilerini Allah’a yaklastiracak, kurtulusa vesile olabilecek firsatlari kovalayan ve Hakk’in rizasini talep edenler için, Allahu Teâlâ’ya götüren bir kurbiyet helezonu ve kanatlanma bayramidir. Kurban Bayrami, Hz. Ibrahim ve Ismail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlik, fedakârlik, hasbilik ve teslimiyet sembolü olagelmistir. Hz. Mevlana teslimiyet anlayisini kurban kelimesiyle ayni anlamda kullanir: “Akli Mustafa’ya kurban et.” diyerek bizi yakinlasmak için sünnet-i seniyye yoluna çagirir.
Kurban Rabbimizin bize verdigi emanetleri O’nun her seyin sahibi oldugunu bilerek gönül hosnutluguyla sadece rizasini umarak hakiki sahibine teslim edebilmektir. Rahim, Hakim oldugundan süphe etmeden, Hz. Ibrahim ve Ismail misali…
Hz. Ibrahim Mekke’deydi. Rüyasinda bir ses: “Ey Ibrahim! Allah, oglun Ismail’i kurban etmeni emrediyor.” diyordu. Bu rüya Allah’tan mi, yoksa seytandan mi bilemedi. Zilhicce ayinin sekizinci günüydü. Ertesi gün, ayni vakitte ayni rüyayi görünce, rüyanin Allah’tan oldugunu anladi. Bu bir dostluk imtihaniydi. Allahu Teâlâ’nin dostluguyla sereflenen Hz. Ibrahim’den en sevgili varligini kurban etmesi isteniyordu. En sevgilinin adi Ismail oldugu için, kurban Ismail’in adiydi.
Zilhicce’nin onuncu günüydü. Hz. Ibrahim o sabah Ismail’e, ip ve biçak almasini, oduna gideceklerini söyledi. Ismail hiç süphelenmedi. Mina mevkiine gelince Hz. Ibrahim rüyayi yavas yavas ogluna anlatmaya basladi. Hayati veren ve alan Allah degil miydi? Allahu Teâlâ simdi ondan emanet ettigi hayati geri istiyordu. Bu çok serefli bir alisveristi. Ismail, babasina teslimiyet ve tevekkülle su cevabi verdi:
“Babacigim, ne ile emrolunduysan o isi yap. Beni Insaallah sabredenlerden bulacaksin.”
Hz. Ibrahim uzun yillar sahip olamadigi ve yillar yili yaptigi dualarin kabulü olarak kendisine verilen oglunu Rabbine takdim ediyordu. Ismail’in son sözleri su oldu:
“Babacigim ellerimi, ayaklarimi bagla ki fazla çirpinmayayim. Elbiseni topla ki, kan siçrayip kirletmesin. Annem görür ve üzülür. Biçagi siddetle çal ki ölüm kolay olsun. Beni yüzümün üzerine yatir, yüzüme bakarsan bana acirsin. Ayrica ben de biçagi görmeyeyim, korkuveririm. Annemin yanina vardiginda selâmimi söyle. (Kurtubi, 15-104)
Hz. Ibrahim oglunu sag tarafina yatirdi, gözlerini bagladi. Biçagi oglunun boynuna olanca gücüyle sürerken “Bismillah” dedi, fakat biçak kesmedi. Biçaga bakti, keskindi. Ikinci, üçüncü defa denedi, biçak yine kesmedi. Hz. Ibrahim yillar evvel kendisini atesin yakmadigini hatirladi. Demek ki bu defa da Cenab-i Hak, biçaga “Kesme!” emrini vermisti, kesmiyordu.
Bir ses duydu. “Allahu Ekber! Allahu Ekber!” diyordu. Basini kaldirdi: Cibril-i Emin yaninda semiz bir koç oldugu halde inmekteydi. Hamd ve sükür duygulari içinde “La ilahe illallahu vallahu ekber” dedi. Durumu fark eden Hz. Ismail, Cenab-i Hakk’a minnet ve sükranlarini dile getirerek “Allahu Ekber ve lillahil hamd” dedi.
Aradan asirlar geçmesine ragmen, bütün mü’minler Hz. Ibrahim, Hz. Ismail gibi Rabbinin rizasini umarak Zilhicce ayinin arefe günü, sabah namazindan baslayip bayramin dördüncü günü ikindi namazina kadar “ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER LA ILAHE ILLALLAHU VALLAHU EKBER ALLAHU EKBER VELILLAHI’L HAMD” diyerek minnet ve sükranlarini Rabblerine sunarlar. Bu tekbire “tesrik tekbiri” denilir ve vaciptir.
Tesrik Tekbirleri Ile Ilgili Fikhi Hükümler
Tekbirlerin yirmi üç vakit okunmasi, Ebû Yusuf ile Imam Muhammed’e göredir. Fetva da buna göre verilmistir. Ebû Hanîfe’ye göre, tesrik tekbirleri arefe günü sabah vaktinden bayramin ilk günü ikindi vaktine kadar olan sekiz vakit farz namazlarinin arkasindan getirilir. Tesrik tekbirleri birçok fâkihe göre vaciptir. Bazilarina göre ise sünnettir.
Ebû Yusuf ile Imam Muhammed’e göre farz namazlarim kilmakla yükümlü olanlara bu tekbirler vaciptir. Bu konuda tek basina kilanla imama uyan, yolcu ile mukim, köylü ile sehirli, erkekle kadin esittir. Böyle tesrik tekbirleri cemaatle de, yalniz basina da eda edilir. Kaza da edilebilir. Erkekler tekbiri açiktan, kadinlar ise gizlice getirir. Vitir namazi ile bayram namazlari sonunda tekbir getirilmez.
Ebû Hanîfe’ye göre, tesrik tekbirlerinin vacip olmasi için yükümlünün hür, mukîm ve erkek olmasi ve farz namazin cemaatle kilinmis bulunmasi sarttir. Bu yüzden yolcu, köle, kadin ve tek basina namaz kilana bu tekbirler vacip olmaz. Ancak bu sayilanlar imama uyarlarsa, cemaatle birlikte tekbir alirlar. Cuma ve bayram namazi kilinmayan küçük yerlesim merkezlerinde de tesrik tekbiri getirilmez ve cuma günü ögle namazini cemaatle kilan özürlü kimselere de vacip olmaz. Bir yilin tesrik günlerinde kazaya kalan bir namaz, yine o yilin tesrik günlerinden birinde kaza edilse, sonunda tesrik tekbiri alinir, fakat baska günlerde veya baska yilin tesrik günlerinde kaza edilse, tesrîk tekbiri alinmaz. Bir namazda sehiv secdesi, tesrîk tekbiri ve telbiye bir araya gelse, önce sehiv secdesi yapilir, sonra tekbir alinir, daha sonra da telbiyede bulunulur.
Kimler Kurban Keser?
Zaruri ihtiyaci disinda 85 gram altin ya da bu bedelde mali olan, hür ve mukim yani yolcu olmayan her Müslüman’in kurban kesmesi vaciptir. Daha önce fakirken, Kurban Bayrami günlerinde aniden kazanç saglayan kisiye kurban vacip olur. Daha evvel zengin olup da kurban günleri aniden yoksul düsen kisiye ise vacip olmaz. Zekat gibi kazanilmis paranin üzerinden bir yil geçmesi gerekmez.
Bir kisi ancak bir tane vacip kurban kesebilir. Isterse nafile kurban niyetiyle bu sayiyi arttirabilir.
Kurban kesemeyen kimse bayram için hazirlanir, temizlenir, namaza giderse, kurban kesme sevabini elde eder. Peygamber Efendimiz (sav): “Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kilmistir.” buyurmustu. Bir adam kendisine: “Ey Allah’in Resulü! Emanet olarak verilmis bir hayvandan baska bir seye sahip degilsem, onu kesebilir miyim?” diye sordu. Resulullah (sav): “Hayir, ancak saçini, tirnaklarini kisaltir, biyiklarindan alir, etek tirasini olursun. Bu da sana Allah yaninda bir kurban yerine geçer.” dedi.
Kurbat Etini Kesen Yiyebilir mi?
Vacip kurbanin sahibi zengin olsun olmasin kestigi kurbandan yiyebilir, ailesine yedirebilir. Bununla birlikte isteyen veya istemeyen fakirlere yedirmek de farzdir. Dagitilan kisim kurbanin hiç olmazsa üçte biri olmalidir. Kisinin, nafakasini temin etmekle sorumlu oldugu kisiler çok olursa, kurbanin etini onlar için vermeyebilir. Kurbanin etini veya postunu satip parasini almak mekruhtur. Böyle bir sey yapilirsa kiymetini tasadduk etmek gerekir. Kurban derisi kasap ücreti olarak da verilemez. En güzeli Allah’a yaklasmak için kesilen kurbanin derisini sadaka niyetiyle vermektir.
Kurbanda Vekalet Olur mu?
Bir kimse kendi adina kurban kesmesi için baskasini vekil tayin edebilir. Vekalet bizzat verilebilecegi gibi mektup, telefon, faks gibi vasitalarla da verilebilir.
Bir hisse kurbani sadaka olarak veren en önce tasadduk ettigi kurbani sevindirir. Sonra tasadduk ettigi kisiyi sevindirir. O yuvada yasayan yavrulari sevindirir. Umulur ki bu kadar kisiyi sevindiren insani da Allah sevindirir. Bir beldede kesilen kurban o yer üzerine gelecek belâ ve musibetlere kalkan olur. Cenab-i Allah Ismail’ler ile kurban olacak hayvanlar arasinda insanoglunu serbest birakmistir. Hayvanlarini kurban edenler Ismail’lerini kurtarmistir.
Bir kurban kesilmesinin sevabindan kestiren kadar kesen de hissedar olur. Kurbanlik hayvani besleyen, alan, satan hissedar olur. Etini pisiren, pisirileni yiyen de hissedar olur. Yemekten sonra söylenen Elhamdülillah bütün hissedarlarin hanesine yazilir.
Kurbanin Vakti
Kurban, eyyâm-i nahr (Kurban kesme günleri) denilen Zilhicce ayinin onuncu, on birinci ve on ikinci günleri kesilir. Onuncu gün kesmek daha faziletlidir. Zilhicce’nin onuncu günü ikinci fecir dogmadan önce kurban kesmek caiz degildir, ikinci fecirden sonra Zilhicce’nin on ikinci günü günes batincaya kadar geçen zaman içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak geceleri kesmek mekruhtur. Bayram namazi kilinan yerlerde, imam bayram namazinda iken veya tesehhüd miktari oturmadan önce kurban kesilmesi caiz degildir, selâm verdikten sonra ise kurban kesilebilir. Bayram namazi kilinmayan yerlerde ikinci fecrin dogumundan sonra kurban kesilebilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 295-296)
Kurban Nasil Kesilir?
Kurban kesmek için biçak önceden bilenip hazirlanir ve hayvanin göremeyecegi bir yere konulur. Sonra hayvan ayaklari ve yüzü kibleye gelecek sekilde sol tarafina yatirilir. Hayvanin sag arka ayagi serbest kalmak sartiyla diger ayaklari baglanir. Bundan sonra tekbir ve tehlîl getirilir. Arkasindan “Bismillâhi Allâhu ekber” denilerek, hayvanin boynuna biçak vurulur. Nefes ve yemek borulari ile sahdamari denilen iki ana damari kesilir. Hayvan sogumaya birakilir, kaninin akmasi beklenir ve sonra derisi yüzülür. Hayvani elinden gelirse, kurban sahibinin kendisinin kesmesi edeptendir. Kendisi kesemezse bir Müslüman’a kestirir. (Mehmed Mevkufâtî, Mevkûfât, sadelestiren: Ahmed Davudoglu, Istanbul 1980, II, 331-332)

Bir cevap yazın

adana escort adıyaman escort afyon escort ağrı escort aksaray escort amasya escort ankara escort antalya escort ardahan escort artvin escort aydın escort balıkesir escort bartın escort batman escort bayburt escort bilecik escort bingöl escort bitlis escort bolu escort burdur escort bursa escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort denizli escort diyarbakır escort düzce escort edirne escort elazığ escort erzincan escort erzurum escort eskişehir escort gaziantep escort gebze escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort hatay escort ığdır escort ısparta escort istanbul escort izmir escort izmit escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kayseri escort kilis escort kırıkkale escort kırklareli escort kırşehir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort manisa escort mardin escort mersin escort muğla escort muş escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort sakarya escort samsun escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort trabzon escort tunceli escort uşak escort van escort yalova escort yozgat escort zonguldak escort marmaris escort bodrum escort alanya escort side escort konyaaltı escort muratpaşa escort manavgat escort çeşme escort sincan escort çankaya escort keçiören escort mamak escort etimesgut escort buca escort konak escort karabağlar escort bornova escort karşıyaka escort bayraklı escort alsancak escort ataşehir escort pendik escort maltepe escort kartal escort kadıköy escort görükle escort atakum escort ayvalık escort mersin escort mezitli escort pozcu escort deutsche escort berlin escort düsseldorf escort hamburg escort münchen escort stuttgart escort berlin escort düsseldorf escort hamburg escort münchen escort stuttgart escort deutsche escort köln escort